Zeytin ağacı olmayan ülkeden zeytinyağı ithal ediyoruz. Cumhuriyetin 100. yılında yaşatılan bu utanç bize yeter

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanlığının 2024 yılına ait bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonunda konuştu.

Türkiye’nin ithalata bağımlı hale getirildiğini söyleyen Gürer, tarımın bitme noktasına taşındığını, ürün güvenliği konusunda sorun yaşandığını anlattı.

‘‘128 ÜLKEDEN ÜRÜN İTHAL EDİLİYOR’’

Türkiye’nin en az 128 ülkeden ürün ithal ettiğini, 28 gıda ürününde arz açığı nedeniyle ciddi ithalat yapıldığını belirten Gürer, “İthalat, zorunlu hâlde haksız rekabeti önleyecek bir anlayışta yapılabilir. Piyasada fiyat dengelemesiyle de olsa kısmen düşünülebilir. İthal ürünün yerli ürünle rekabet edip kimi üründen daha yüksek fiyatta rafta yer aldığı da görülüyor” dedi.

Ürün güvenliğini artırması için yerli üretimin korunması, ithalat bağımlılığının azaltılması gerektiğini ifade eden Gürer, AKP iktidarlarında ithalatçı bir anlayışla tarımın tüketildiğini, gıda güvenliliğinde ise sorunlu noktaya gelindiğini vurguladı.

ZEYTİN AĞACI OLMAYAN ÜLKEDEN ZEYTİN YAĞI İTHAL EDİYORUZ

Bu yılın ilk on ayında ne kadar canlı hayvanların ve ürünlerin ithal edildiğinin açıklanmasını isteyen Gürer, “Ne kadar döviz yurt dışına gitti? Bunu ithal edenler kimler? Bunların kamuoyu tarafından bilinmesinde yarar var. Gümrük vergisi sıfırlanarak 2022 ve 2023 yılında ne kadar gümrük vergisinden vazgeçilmiştir? İthal edilen gıda ürün çeşit sayısının bu yıl ülkelere göre dağılımı ne kadardır? İthal üründe amaç fiyat dengelemek olduğu hâlde yerli üründen daha pahalı olarak raflarda yer alması neden önlenmemektedir? Zeytin ağacı olmayan ülkeden zeytin yağı ithal ettiğimiz gibi, ülkemizin bir ili kadar olan yerden de canlı hayvan ithal etmek nasıl bir anlayıştır?” şeklinde sorular yöneltti.

“ÖNCE FİYATLAR YÜKSELTİLMEKTE, SONRA GÖSTERMELİK OLARAK DÜŞÜRÜLMEKTEDİR”

Piyasa denetimlerinin yetersiz olduğunu, denetimlerde göstermelik işler yapıldığını aktaran Gürer, “Vatandaş rafa gittiğinde fiyatın neredeyse her gün değiştiğini görmektedir. Önce fiyatlar yükseltilmekte, sonra göstermelik olarak fiyatlar düşürülmektedir. Ne kadar gıda ürünü ithal edilmiştir? Bunların hangisi bozuk veya ne kadarı yurt dışına iade edilmiştir? Bu verileri de açıklarsanız memnun oluruz” ifadelerini kullandı.

‘‘VATANDAŞ EKMEK ÜZERİNDEN DE SOYULUYOR’’

Ekmek fiyatlarının sürekli arttığına dikkat çeken Gürer, kilosu 30 liradan 130 liraya kadar ekmek olduğunu belirterek, “Bu ekmeklerin bu kadar renklendirilip vatandaşın bir yerde ekmek üzerinden de soyulduğu bir gerçek. Keza, akaryakıt istasyonunda sabah gelirken baktım, simit 13 lira, poğaça 20 lira. E, AVM’ye gittim, bir bardak çay 23 lira; bunlar “fahiş fiyat” dediğiniz rakamları kapsıyor mu, kapsamıyor mu? Bu bağlamda nasıl bir değerlendirme içindesiniz?” diye sordu.

‘‘TÜVTÜRK bu kadar parayı nasıl oluyor da doğal olarak almış oluyor?”

TÜVTÜRK araç muayene istasyonlarındaki yüksek fiyatlara da dikkat çeken Gürer, ‘‘2017’de 191 liraydı, şimdi olmuş 1.130 lira. Bu TÜVTÜRK’ün bütün ekipmanı, makinesi, bilmem orada olan her şey zaten kamu olarak verilmiş, orada adam beş dakikada bu kadar parayı nasıl oluyor da doğal olarak almış oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

‘‘BAKAN BOLAT: CEZALAR CİDDİ MANADA ARTIRILACAK’’

Konuşmalardan sonra genel bir değerlendirme yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Fiyatların emir komutayla veya her işletmenin, her esnafın, her şirketin başına birer tane komando ya da özel harekât dikerek tespit edilmesi mümkün değil; kimi zaman arz talep dengesiyle oluşuyor, kimi zaman üretim maliyetlerinin getirdiği şartlarda oluşuyor. Kimi zaman tamahkârlık yapanın fahiş fiyat uyguladığı yöntem olabiliyor, kimi zaman ekonomide ve ülkede bir hareketlilik veya piyasalarda, dünyada ve Türkiye’de arz talep dengeleriyle ilgili sıkışmalar olduğunda çeşitli yanlış yollara tevessül edenler olabiliyor. Biz, Ticaret Bakanlığı olarak kanunların bize verdiği yetki çerçevesinde piyasa gözetimi, haksız fiyat, fahiş fiyat denetimi, stokçuluğa karşı denetim gibi yetkilere sahibiz. Bu çerçevede, stokçuluk denetimi, kasa-raf-fiyat farkı denetimi, fahiş fiyat denetimi, tüketiciye haksız uygulama, zararlı ürün, sağlığa aykırı ürün satış denetimi gibi kalemlerde bizim Bakanlık merkez teşkilatı ya da il ticaret müdürlüklerindeki denetimci arkadaşlarımız gereken denetimleri yapıyorlar.

Yani zaten ceza olmazsa denetim yapmanın bir anlamı yok. Burada cezanın anlamı caydırıcılık. Geçen yıl bu zamanlar bu cezalar bütçe sırasında artırılmıştı. Bizim Bakanlık olarak Meclis için hazırlanmakta olan kanun tekliflerimiz olacak. Eğer yeni bir yasa hazırlığı olursa sunacağız, hazırladık. Bu tür cezalar ciddi manada artırılacak, hatta geçici kapatma cezasını da önereceğiz. Meclis takdir edecek, zaten kanunu biz çıkaramayız, sizler çıkaracaksınız” diye konuştu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir