Tutuklu avukat Arif Özer Yargıtay hakkından feragat ettiği halde tahliye edilmiyor

7 yıl 6 aylık cezası Yargıtay tarafından onaylanmadığı için tahliye edilmeyen Özer, Yargıtay’daki hakkından vazgeçtiğine dair ‘feragat dilekçesi’ verdiği halde cezaevinde tutuluyor.

Bold Medya’dan Sevinç Özarslan’ın haberine göre Türkiye’de hapiste kalması gereken süre dolduğu halde tahliye edilmeyen birçok mahpus var. Bazıları cezası Yargıtay tarafından onaylanmadığı için bazıları da cezaevi yönetiminin inisiyatifine bağlı olarak serbest bırakılmıyor.

1 Ağustos 2016’da tutuklanıp Konya Cezaevine konulan, 8 ay sonra ise Balıkesir Burhaniye Cezaevine sevk edilen avukat Arif Özer’in cezaevinde kalması gereken süre 12 Mart’ta doldu. Ancak Bylock kullandığı iddiasıyla verilen 7 yıl 6 aylık ceza, Yargıtay tarafından onaylanmadığı için hala tahliye edilmedi. İstinaf Mahkemesi’nin kararını kabul ettiğine, cezasını temyiz hakkından vazgeçtiğine dair 3 Mart’ta dilekçe yazan Özer’in bu dilekçesi de dikkate alınmadı. Cezaevi yetkilileri kendisine “Siz şu an tutuklusunuz, hükümlü değilsiniz, tahliye edemeyiz.” diyor.

“BU YAPILANLAR HUKUKSUZ”

İki-üç günde bir Yargıtay 16. Ceza Dairesi’ne dilekçe veren Arif Özer eşi Esra Özer, “Yargıtay cezayı onaylamayınca eşim cezayı temyiz hakkından feragat etti. Bunun anlamı şu: İstinaf Mahkemesi’nin onayladığı kararı, cezayı kabul ediyorum. Bir üst mahkemede aklanmayı beklemiyorum, Yargıtay’daki hakkımdan vazgeçiyorum. Bir an önce hükümlü olayım, yeter ki beni çıkartın’. 3 Mart’ta feragat dilekçesi verdi. Ama böyle bir karar almasının asıl sebebi hepimizin psikolojisi tamamen alt üst oldu. Maddi ve manevi çok aşırı şekilde yıpranıp çaresiz kaldık. Bu yüzden eşim bir üst mahkemenin kararını beklemek istemedi.” dedi.

Dosya Yargıtay’da olduğu için feragat dilekçesinin de o zaman değerlendirileceğini öğrendiğini söyleyen Esra Özer, “Dosyası incelenmeye alındıktan sonra feragat etmesinin hiçbir mantığı yok ki! 19 aydır karar veremediler. Şimdi ara karar veremeyiz diyorlar. Yapılan şey hukuksuz.” diye konuştu.


Esra Özer 7 Mart 2018’de eşini ziyarete gittiklerinde çekilen bu fotoğrafla ilgili, “Yağ satarım oynuyorlar. Eşim çocuklar oranın cezaevi olduğu anlamasınlar diye devamlı oyun oynatırdı. ‘Baba gitme bizimle gel’ diye o gördüğünüz kapı çok yumruklandı. Şimdi de 1 yıldır çocuklar sadece camın arkasından görebiliyorlar.” diyor.

“BAŞBAKANLIK AVUKATLARI MÜDAHALE ETTİ”

Esra Özer, önlerindeki en önemli engelin aslında Başbakanlık avukatlarının davaya müdahale etmesi olduğunu belirtti. Mahkeme sürecinde Başbakanlık avukatları, tutuklu Konya avukatlarına verilen cezayı az bulup itiraz etti. Ancak İstinaf Mahkemesi bu itirazı reddetti.

Yine hukuksuzluğa kurban edildiklerini ifade eden Esra Özer, “Yargıtay yetkilileri, ‘önümüzde eşinizin aleyhinde bir dilekçe var’ diyor. Bizim önümüze engel olarak çıkan kısım, davalara Başbakanlık’ın müdahil olması. Cezalara itiraz ettiler. Artırılmasını istediler. Ama İstinaf Mahkemesi bu itirazları reddetti. Cezaya itiraz olduğu için bu durum temyiz hakkından feragat etmesinin önüne geçiyormuş. Ancak İstinaf Mahkemesi, itirazları reddettiği için böyle bir hakları da yok.” ifadelerini kullandı.

“ŞARTLARI ÇOK KÖTÜ, 25 KİŞİLİK KOĞUŞTA KALIYORLAR”

Bu sürecin çocukları ve eşi için çok yıpratıcı olduğunu vurgulayan Özer şöyle devam etti: “Çocuklar heveslendi, baba bekliyor. Eşim zaten psikolojik olarak yıprandı. Kızım dördüncü sınıfta her şeye aklı eriyor. Gün sayıyor. Gelmeyince hem kendileri hem dersleri etkileniyor. Oğlum babanın ne olduğunu hatırlamıyor. 4. sınıfa giden, 1. sınıfa giden çocukları neyi, nasıl anlatacağımızı şaşırdım. Cezaevinin şartları çok kötü. Şu an 25 kişi kalıyorlar. 10 gün önce iki koğuşu birleştirdiler. Normalde 16 kişiydiler, o halde bile zorlanırken 25 kişi oldular. Nefesten tavandan damlalar damlıyor. Rutubetin içinde yaşıyorlar. Yatak yok, yerlerde yatıyorlar. Ayrıca koğuş olarak korona geçirdiler.

“KARANTİNA KOĞUŞLARI İDRAR KOKUYORDU”

Hastaneden geldikten sonra konuldukları karantina koğuşları idrar kokuyordu. Eşim, ‘hasta halimizle günlerce tuvalet temizledik’ dedi. Bu kadar pis bir yere hasta insanları nasıl koyabiliyorsunuz? Konya’da da koğuşlarda 60 kişiydiler, tuvaletin önünde yatıyorlardı. Rutubet kokusuyla görüşlere geldi eşim. Eşyalarını kurutamadılar. Kaloriferleri yakmadılar. Kış günü koğuşlar ısınmıyor, yaz günü de nefeslerinden durulmuyor. İnsanları çıldırtmak, kafayı yedirtmek için sınırları zorluyorlar.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir