Muhtar kurşunuyla biten taze hayaller

Gazete Duvar’dan Elvan Yılmaz’ın haberi şöyle;

13 yaşındaki Kaan Hakverdi ve 14 yaşındaki Tunç Taşar Çorum’un ilçelerinden Alaca’nın İmat köyünde yaşıyordu. Geçen hafta cuma günü, taşımalı eğitim programı çerçevesinde köy meydanında her sabah olduğu gibi Alaca’daki okullarına gitmek üzere okul servisine binmişlerdi.

İmat köyünün muhtarı Zafer Sam’ın kullandığı okul servisi tam hareket edecekken, köyün eski muhtarlarından Selvet Başkuş aracın önünü kesti. Belindeki silahı çıkaran Başkuş, Kaan ve Tunç’u hedef alıp tetiğe bastı ve iki çocuğunun hem hayatına hem de hayallerine birkaç saniye içinde son verdi. Tanıkların ifadelerine göre Selvet Başkuş’un silahı 3 el ateş ettikten sonra tutukluk yaptı.

Olaya ilişkin haberlerde, Kaan Hakverdi ve Tunç Başar’ın, Selvet Başkuş’un 10 yaşındaki oğlunu dövdüğü ve bu yüzden 2 çocuğu öldürdüğü yazıldı.

“BAZI DEDİKODULAR VAR…”

‘Bir adam iki çocuğu neden öldürür?’ İşte bunun sebebini aramak için yola çıktık. İmat köyü Alaca’nın en büyük köylerinden biri. Alaca’ya uzaklığı 22 kilometre, Çorum merkeze uzaklığı yaklaşık 60 kilometre. Hititlerin antik kenti Alacahüyük’e ise sadece 6 kilometre. 

Alacahüyük belde iken, İmat da onun mahallesi durumundaydı. Nüfus yetersizliğinden Alacahüyük köy olunca İmat da bağımsız köy durumuna düştü. 120 haneli İmat’ın başlıca geçim kaynakları hayvancılık ve tarım.

İmat’a gitmek üzere yola çıktığımızda ilk durağımız Alacahüyük oldu. Alacahüyüklüler ile İmatlılar arasında yakın ilişkiler var, birbirlerini çok iyi tanıyorlar. Köy meydanında karşılaştığımız insanlarla sohbet ettik. İki çocuğun ölümü onları da fazlasıyla sarsmış. Ünal Yalçın ve Selahattin Özdemir, olayı duyduklarında kendilerinin de şaşırdığını, anlam veremediklerini söylediler. “Bazı dedikodular var ama bunlara inanmak istemiyoruz” diyen Yalçın ve Özdemir her ne olursa olsun adaletin tecelli edeceğini, bu konuda yorum yapmanın yanlış olacağını ifade ettiler.

İmat köyü muhtarı Zafer Sam, yüz yüze görüşme isteğimizi kabul etmedi. Olayın yaşandığı sabah 7.30 da her zaman olduğu gibi köy meydanına okul servisini çektiğini, hareket edeceği anda Selvet Başkuş’un aracın önünü kesip çocukları vurduğunu söyleyen Sam, cinayete ilişkin dedikodular hakkında konuşmayacağını söyledi.

Sam ayrıca, cinayetten çok etkilendiğini olayın yaşandığı servis aracını satıp başka bir araç alacağını da sözlerine ekledi.

KÖYLÜLER KAN DAVASI BAŞLAMASINDAN ÇEKİNİYOR

Köyde gözle görülür bir sessizlik hâkim. Pazartesi günleri köye küçük bir pazar kuruluyor. 3-5 esnaftan başka kimse gelmemiş pazara. Ortada görünen pek köylü de yoktu. Konuştuğumuz ilk köylü 60 yaşındaki Kazım Taykan oldu. Köylerinin huzurunun kaçtığını, bu tip olaylara alışık olmadıklarını söyleyen Taykan, cinayetin ileride kan davasına dönüşmesinden korktuklarını ve bu durumda köylerinin büyük zarar göreceğinden bahsetti.

BABA SÜLEYMAN TAŞAR OLAYIN NEDEN OLDUĞUNU BİLMİYOR

Tunç Taşar’ın ailesi ile görüşmek üzere köyün kıyısında bulunan evlerine gidiyoruz. Baba Süleyman Taşar ile kapılarının önünde karşılaştık. Haliyle bitkin bir durumdaydı. Taşar’a kendimizi tanıtınca bir an irkiliyor. ‘Konuşamayacağını, konuşacak durumda olmadığını’ dile getirmesine rağmen birkaç cümle söylemeden de bizi göndermiyor. Cinayeti işleyen Selvet Başkuş ve ailesi ile bugüne kadar hiçbir husumetlerinin bulunmadığını hatta komşuluk ilişkilerinin çok iyi olduğunu belirtiyor: “Olayın neden olduğunu hala anlayamadık. Acımız tarif edilebilecek gibi değil. Bu vahşetin yaşanması için hiçbir sebep bulamıyoruz. Daha fazla bir şey konuşmak istemiyorum”

‘AİLE İLE SORUNUMUZ YOKTU’

Katledilen diğer çocuk Kaan Hakverdi’nin evine doğru hareket ediyoruz. Hakverdi ailesinin evinin önü kalabalık. Burada bizi ağabey Onur Hakverdi karşılıyor. Başsağlığı dileklerinden sonra içini çekerek anlatmaya başlıyor Hakverdi: “Kesinlikle aile ile hiçbir sorunumuz yoktu. Mart ayının 20’sinde düğünüm olacaktı. Kendilerine davetiye de vermiştik. Selvet Başkuş’un eşi de bize ‘hayırlı olsun’ ziyaretine gelmişti. Hal böyleyken bu olayın nasıl yaşanmış olabileceğini aklımız almıyor”
Kardeşinin başarılı bir öğrenci olduğunu Çorum genelinde yapılan deneme sınavlarında birçok birinciliğinin bulunduğunu anlatan Onur Hakverdi, “Kaan dünyaca ünlü bir yazılımcı olma hayali kuruyordu. Bir yazılımcı olarak değil de bu şekilde isminin Türkiye’de anılması acımızı da ikiye katladı” diyor.

“OLAY ÇOCUKLARIN KAVGASI NEDENİYLE YAŞANMADI”

Hakverdi ailesinin evinden, tutuklanıp Kırıkkale Kapalı Cezaevi’ne gönderilen katil zanlısı Selvet Başkuş’un evine hareket ediyoruz. Başkuşların evinin önünde güvenlik amacıyla yaklaşık 10 jandarma bekliyordu. Aile olay sonrası başka bir şehre gitmek zorunda kalmış.

Başkuş ailesinden kimseyi bulamayınca, telefonla bir akrabalarına ulaştık. Bu kişi olayın anlatıldığı gibi olmadığını öne sürdü. Kendi çocuklarının ileride sıkıntı çekmemesi için bunun basına yansımasını istemediklerini, olayın iddia edildiği gibi, çocukların kavgasından yaşanmadığını söylemekle yetindi.
Bu defa Selvet Başkuş’un avukatı olduğunu öğrendiğimiz Ahmet Görür’e ulaştık. Görür de olayla ilgili bilgi veremeyeceğini konuşmak istemediğini bildirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir