KHK’lı Acun Karadağ: Eline hiç silah almamış insanları “terörist” ilan ettiler

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile öğretmenlik mesleğinden atılan ve Ankara Yüksel Caddesi’ndeki “İşimi geri istiyorum” eylemleri sebebiyle bir süre cezaevinde de kalan Acun Karadağ, iktidarın kurduğu baskı ortamının devamı için yapay düşmanlara ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal medya üzerinden yayın yapan “ÖFG TV” isimli kanalına konuk olan Karadağ, Meriç Nehri’nde 9 yaşındaki Nurefşan’ın boğulduğuna işaret ederek, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının Gülen cemaati mensuplarına “intikam politikası” uyguladığını söyledi.

“BİRAZ RAHATSIZ OLSALARDI FARKLI UYGULAMALAR YAPARLARDI”

“Bu bir intikam politikası, iktidar üyelerinin bu yaşanan acılar karşısında içlerinin bir an olsun küçük bir nebze olsun, kıpırdamadığı çok net.” diyen Karadağ, “Eğer biraz rahatsız olsalardı farklı uygulamalar yaparlardı. Onun için vicdan dediğimiz şey iyi insanların hasletidir. Ancak iyi insanlar vicdanen rahatsız olabilirler. Ben iktidar mensuplarının hiçbirinde bu vicdanın olmadığını düşünüyorum. Vicdan insanın cehennemidir aslında. Yani yaptığı hatada insan kendi cehenneminde kendisini yargılayarak günahlarından ancak arınabilir, ancak vicdanı olmayan insan suç işlemeye devam eder.” dedi.

“BU KÜÇÜK BİR PARTİNİN, AKP’NİN AKLI DEĞİLDİR”

Gülen cemaatine yönelik hukuksuzlukları “suç” olarak değerlendirdiğini kaydeden Acun Karadağ, “Bunları bir suç olarak görüyorum, iktidarın bir suçudur. Bu süreç konusunda yargılanma ihtimallerinin de olmadığını düşünüyorum çünkü bu küçük bir partinin, AKP’nin aklı değildir. Bu bir sistem meselesidir aslında.” ifadelerini kullandı.

Karadağ şöyle devam etti: “İşçi grevleri, yapılan haksızlıklar, hukuksuzluklar dillendirilmesin, söylenmesin başka yerlerde ve insanlar bir araya gelmesin, örgütlenemesinler diye bir baskı ortamı yapmak zorundalar ve yapay düşmanlar yaratmak zorundalar. 15 Temmuz darbe girişimi ile beraber bir düşman yarattılar zaten. İşte cemaat mensuplarını hedef göstererek ‘bunun sorumlusu onlardır’ dediler.”

“DÜŞMAN BULMADAN TOPLUM PARÇALANAMAZ”

Acun Karadağ’ın Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sorularına verdiği cevaplardan bazı satırbaşları şöyle:
“O yüzden bir okulda ders veren belki darbe olduğunda henüz okuldan çıkmış evine giden bir öğretmeni darbe ile ilişkilendirdiler. Hiç silah kullanmamış, eline silah almamış insanları ‘terörist’ ilan ettiler. Bu hedef göstermeydi, çünkü geçmişte faşizmin olduğu ülkelerde de gördük, düşman yaratılmadan toplum parçalanamaz. Şimdi Kürtleri hedef göstererek onları düşman ilan ederek yine o düşmanlık üzerinden seçimlerde oy almayı ve yine iktidarda kalmayı hesaplıyorlar. Yaptıkları haksızlıklarının hepsini bu düşman üzerine atıyorlar. Onlar yüzünden oldu diyorlar. Oysa yoksulluğun, açlığın, işsizliğin, pandemide hayatını kaybeden insanların sorumlusu onların hedef gösterdiği insanlar değildi. Hiçbir zaman da öyle olmadı.”


Acun Karadağ, “Henüz okuldan çıkmış evine giden bir öğretmeni darbe ile ilişkilendirdiler, eline silah almamış insanları ‘terörist’ ilan ettiler.” dedi.

“SUÇLARINI ÖRTMEK İÇİN KURBAN BULMAK ZORUNDAYDILAR”

“Bu suçlarının üstünü örtmek için birilerini hedef göstermek zorundaydılar ve kurbanlar vermek zorundaydılar. O kurbanlardan biri de Nurefşan’dı. Biz bu süreçte çok kurban edilen, katledilen insanlar ile karşılaştık. Adil yargılanma hakkı talep eden insanların ölüm oruçlarında göz göre göre öldüklerini gördük.”

“Bu tutuklandığım davada Mustafa Koçak’ın ailesine başsağlığı dilediğim için suçlu ilan edilmek istendim. Buradan yine söylüyorum; Ben Mustafa Koçak’ı tanımam, Nurefşan’ı, ailesini, bugüne kadar kaybettiğimiz hiçbir KHK’lı ya da KHK’lı olmasa bile hayatını kaybetmiş insanları tanımıyorum. Sadece onların sosyal medyadan yaşadıkları dramı biliyorum. Hepsinin sesi oluyorum.”

“TEHDİTLERE, KORKUTMALARA RAĞMEN SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

“Bir aileye başsağlığı dilemek, her ne olursa olsun; çocuğu ne yüzünden ölmüş olursa olsun bir aileye başsağlığı dilemek suç sayılamaz. Bunun suçmuş gibi gösterilmesinin tek nedeni birliği bozma, bir arada olmayı ve birbirimizin sesi olmayı engellemek. Bizi korkutarak ‘Aman bunu dillendirmeyeyim bana Fetö’cü derler, aman bunu dillendirmeyeyim bana DHKP-C’li derler, aman bunu dillendirmeyeyim bana PKK’li derler.’ Bu korku ile insanları sindirme ve bu haksızlıkların dile getirilmesini engellemek istiyorlar. Elbette ki tehditlere, korkutmalara rağmen sessiz kalmayacağız.”

“BEN SUSARSAM YARIN DA BAŞKASI BENİM İÇİN SUSAR”

“Bütün haksızlığa uğramış insanlara aynı şeyi öğütlüyorum. Zavallı bir hale düşeriz korkularımıza yenik düşersek. Bizi de savunacak kimse kalmaz, bir haksızlık ile karşılaştığımızda. Sesimiz ne kadar çoğalırsa o kadar çoğalırız ve o kadar haksızlıkları dile getirebiliriz. Bugün ben başkası için susarsam yarın da başkası benim için susar. O yüzden eğer geleceğimizi düşünüyorsak, çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak, şu sesimizi her yerde kullanalım. Herkese sokağa çıksınlar demiyorum, herkese canlarını ortaya koysunlar demiyorum ama hiç olmazsa susmayalım.”

“ÇIPLAK ARAMAYI HER YERDE ANLATIRIM”

“Şimdi çıplak arama meselesini ben her yerde anlatırım rahatlıkla. İnanın samimiyetle söylüyorum hiç dert etmedim. Yani faşizmi iyi tanıyorum, neler yapabileceğini çok iyi biliyorum. Bana yapılan başkalarının çektiği acılar yanında bir hiç yani. Zorla üstümün aranması, çıplak soyunmam gerçekten hiç dert etmedim.”

“İnsanlar öldüler yani. Onların yanında bunu bir dert olarak görmüyorum ancak şurada vurgulamam gereken bir şey var. Zorla yapılan her şey işkencedir. Hani polislerin bize yaptığı darp ettikleri işte ters kelepçelerle, gazlarla yaptıkları süreçte işkence yapıyorsunuz dediğimizde; ‘Siz daha işkence görmemişsiniz’ demişlerdi. Onlar için işkence elektrik vermek, tırnağını sökmek, dişini sökmek, geçmişte olduğu gibi vücudunu dağlamak, şiş sokmak bir sürü şey geliyor onların aklına ama insanlar şunu bilsinler; isteğimiz dışında tırnağımız kırılsa, saçınızın teli kopsa bunun adı işkencedir. Uluslararası tanımı budur, psikolojik işkence diye bir şey vardır.”

“ÖRTÜNEN KADINLARA ÇIPLAK ARAMA İŞKENCESİNİ ÖZELLİKLE YAPIYORLAR”

“Benim çok dert etmediğim, bu çıplak arama mevzusu muhafazakar ailelerde yetişmiş ve örtünen insanlar için muazzam bir işkencedir. Onlar bedenlerini annelerine bile göstermekten sakınırlar. Böyle bir kültür ile yetişmişler çünkü. Biz denize de gireriz, hamama da gideriz öyle bir şeyimiz yok ama bu aileler için bu gerçekten bir işkencedir ve özellikle yapılmıştır onları utandırmak adına. Bunun amacı da budur zaten.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir