Kavala’dan Erdoğan’a Ayşe Buğra yanıtı: Benden etkilendiğini düşünmek sorunlu mantık

Kavala’dan Erdoğan’a Ayşe Buğra yanıtı: Benden etkilendiğini düşünmek sorunlu mantık

Kavala, Erdoğan’ın Boğaziçi protestolarından bahsederken eşi Prof. De. Ayşe Buğra’ya yönelik ifadeleri ile ilgili olarak, “Kullanılan üslup Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığına da zarar verici nitelikte. Ayşe’nin uzun yıllar boyunca emek vermiş olduğu, akademik kariyeri ile bütünleştirdiği Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili bir konuda benden etkilenerek tavır geliştireceğini düşünmek son derece sorunlu bir mantık yürütme” dedi.

Üç yıldan uzun süredir tutuklu yargılanan iş insanı Osman Kavala, Türkiye’de gündeme alınan hukuk reformları ile ilgili siyaset-yargı ilişkileri açısından iyimser olamadığını ve en önemli noktanın hukuk kurallarının uygulanmasında ayrımcılık yapılmayacağının kabul edilmesi olduğunu söyledi.

“HEP ÖZGÜRLÜKLERİN YARGI YOLUYLA KISITLANDIĞINA ŞAHİT OLDUM”

Reuters’ın sorularını yazılı olarak yanıtlayan Kavala, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ceza yargısının işleyişinin değiştiğini vurgulayarak, “Kendimi bildim bileli Türkiye’de özgürlüklerin yargı yoluyla kısıtlandığına şahit oldum, bu durumu eleştirdim” dedi. Kavala şöyle devam etti:

“Kısıtlamalar kısmen 141, 142 gibi anti-demokratik ceza yasalarından kısmen de yargı mensuplarının tehdit algılamasıyla ilgili ideolojik eğilimlerinden kaynaklanıyordu. Ancak, siyasi muhalifleri tasfiye etmek için yargıya kilit bir görev verilmesi, yargının da bunu üstlenmesi yeni bir durum.”

“Yargıya organize biçimde müdahale süreci Gülencilerin yargıda ve Emniyet’de aktif oldukları dönemde başlamıştı. Bunun AB müzakereleri sonucunda ceza yasalarında yapılan olumlu yönde değişikliklerden, yargı mensuplarına yönelik insan hakları eğitim çalışmalarından sonra vuku bulması da tam anlamıyla trajik.”

Aleyhindeki iddiaların somut olguya dayanmadığını ve bu nedenle aksini ispat etmenin mümkün olmadığını belirten Kavala, şunları söyledi:

“AKSİ İSPAT EDİLEMEZ NİTELİKTE İDDİALAR”

“Gezi davasında beraat kararından sonra tahliye edilmiş olsaydım bu komplo teorisi ciddi bir yara almış olacaktı. Gezi protestolarını planlamış, yönetmiş ve finanse etmiş olmam son derece fantastik bir iddiaydı. Ancak, tutukluğumu devam ettirmek için daha sonra kurgulananlar, 15 Temmuz darbe girişiminin organizasyonunu ve darbeden sonra kurulacak hükümette yer alacaklarının koordinasyonunu yürütmüş olmam, sivil toplum faaliyetleriyle casusluk yaptığım iddiaları çok daha absürt. Tam manasıyla gerçek üstü kurgular. Hiçbir delile, somut olguya, gerçekliğe dayanmadıkları için yanlışlanmaları da mümkün değil. Sadece hukuk normlarından değil, mantık temelli düşünmekten de bu denli bir kopuşun olabileceğini düşünemezdim.”

“Tutuklandıktan sonra bağımsız ve evrensel hukuk normlarına göre çalışan yargının demokrasiler için ne kadar hayati bir işlevi olduğunu daha iyi anladım. Maruz kaldığım yargısız infaz, yani ceza haline gelen uzun tutukluluk ailem için de ciddi bir eziyet.”

ERDOĞAN’A “AYŞE BUĞRA” YANITI

Kavala, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Boğaziçi protestolarından bahsederken eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra’ya yönelik ifadeleri ile ilgili olarak, “Kullanılan üslup Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığına da zarar verici nitelikte. Ayşe’nin uzun yıllar boyunca emek vermiş olduğu, akademik kariyeri ile bütünleştirdiği Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili bir konuda benden etkilenerek tavır geliştireceğini düşünmek son derece sorunlu bir mantık yürütme” dedi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir