Görme engelli avukat Mehmet Ali Uçar 66 gündür tutsak

Türkiye’de 5 Nisan Avukatlar Günü’nde birçok yargı mensubu, hukuksuz bir şekilde tutuklu.

30 Ocak’ta tutuklanan yüzde 100 görme engelli avukat Mehmet Ali Uçar, 66 gündür İzmir Şakran Cezaevinde tutuluyor. Aynı zamanda hemofili hastası olan Uçar’ın tutuklandığı üç gündür hapiste olan HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu Twitter hesabından duyurdu. Uçar’ın sağlık raporlarını ve tutuklanma belgelerini yayınlatan Gergerlioğlu, “Avukat Mehmet Ali Uçar hüküm ile birlikte tutuklanmış, cezaevine atılmış, şimdi cezaevinden çıkmaya çalışsın. Raporları burada iki gözü görmeyen ve hemofili hastası. Bunlar gerileyecek hastalıklar değil. Hemofili hastalığı bitmez, görme kaybı bitecek durumda değil!” dedi.

O GÜN KARAR VERDİ

2012 yılında Ege’de Sonsöz’e röportaj verip hayatını anlatan Mehmet Ali Uçar, eniştesinin bir arkadaşını cezaevinde ziyarete gittiğin gün avukat olmaya karar verdi. Tek amacı haksız yere hapse düşenleri savunmaktı. Yargıtay cezasını onayladığı için Cemaat soruşturmaları kapsamında 30 Ocak’ta tutuklanan Uçar’ın şimdi kendisi de cezaevinde.

ÇELİK ÇOMAK OYNARKEN GÖZÜNÜ KAYBETTİ

Dokuz yaşında arkadaşlarıyla çelik-çomak oynarken tahta sopanın çarpmasıyla bir gözünü kaybeden, dört yıl sonra da diğerini yitiren Uçak, görme engelli olmasına rağmen eğitimini sürdürdü. Ortaokulu Ankara’da, liseyi ise Denizli’de bitirdi. Üniversite sınavlarında hukuk fakültesini kazanan ve dereceyle mezun olan Uçak, yıllarca serbest avukatlık yaptığını belirterek, “Bana kimse bir şey vermedi. Hep kendim aldım. Görmek gözle değil, tamamen beyinle alakalı” dedi.

“Ortaokulda değil ama lisede biraz zorlandım” diyen Uçar, lisedeki ilk yılında yedi dersten zayıf not aldığını söyledi. En çok matematik dersinde zorlandığını belirten Uçar, “Bir gün geometri dersinde öğretmenim, ‘Madem görmüyorsun. O zaman niye okula geldin’ dedi. Bu sözü hiç unutamam. Beni çok hırslandırmıştı. Çalışıp zayıf derslerimden iyi notlar aldım. Hatta okul ortalamasının üzerine bile çıktım. Aynı hocamız bu kez, ‘Ne olacak kör işte. Sinemaya gitmez, tiyatroya gitmez anca ders çalışır’ demiş. Ne yapsak yaranamadık yani” şeklinde konuştu.

MONTAJ, MASÖRLÜK, SANTRAL MEMURLUĞU KURSLARINA GİTTİ

Lise yıllarında kendisine ağabeyi ve arkadaşlarının yardımcı olduğunu söyleyen Uçar, “Benden çok umutluydular. Ben ise okuldan sonra iş bulamam diye endişeleniyordum. Bunun için meslek kurslarına gitmeye karar verdim. Elektronik montajı, masörlük, santral memurluğu gibi kurslara gittim. Bu kurslardan sertifika bile aldım. Ancak bir gün eniştemle gittiğim cezaevi sonrasında hukuk okumaya karar verdim. Eniştemin cezaevinde tutuklu bulunan bir arkadaşını ziyarete gitmiştik. Oradan çok etkilenmiştim. Avukat olmak ve haksız yere cezaevinde yatanları savunmak istemiştim. Kazadan sonra gözlerimi kaybedince biraz karamsarlığa kapıldım” dedi.

HUKUK FAKÜLTESİNİ DERECEYLE BİTİRDİ

Hukuk fakültesini dereceyle bitiren Uçar, “Sınıfımız bin kişilikti. Dersleri dinlemek bile zordu. Not tutamıyordum ama 10 parmak daktilo yazıyordum. Bir de kasete hocaların seslerini kaydederdim. Sınıfımda benim gibi iki görme engelli daha vardı. Biri dersleri veremeyince okulu bırakmak zorunda kaldı. Diğeri de afla döndü, okulu 12 yılda bitirdi. Ben dört yılda bitirdim. Hiç tekrar yapmadım. Okulu da öyle iyi bir dereceyle bitirdim” diye konuştu.

Bir arkadaşının, ‘Ben olsam senin gibi görmeyen birine iş vermem’ sözü üzerine memur olmaya karar verdiğini de anlatan Uçar, “İki bakanlığın açtığı sınavlara girip kazandım. Ama mülakatları geçemedim. Başka sebepten dediler ama bana göre kör olduğum için mülakatları geçemediğini düşünüyorum. Daha sonra iki özel şirkete de başvuruda bulundum. Ama orada da işe almadılar. Baktım iş bulamıyorum bende İzmir’e geldim burada Konak’ta küçük bir ofis tutup serbest Avukatlık yapmaya karar verdim.” dedi.

TAHTAKALE’DE RADYO ALIP SATTI

Üniversite yıllarında ailesine yük olmamak için ticaret yaptığını da anlatan Uçar, “Burslardan kalan üç-beş kuruşla Tahtakale’den küçük radyolar alıp satıyordum. Okul bitmeye yakın küçük bir meblağ param vardı. Üniversiteyi bitirince tuttuğum ilk büronun kirasını buradan ödedim. Kısa sürede işlerim açıldı. Avukatlığa başladıktan üç ay sonra araba, bir yıl sonra da ev sahibi oldum. Bir dönem turizm ve sigortacılık işi de yaptım. İnşaat işiyle de uğraştım. Çocukluğumda ağabeylerim şirketler kuracak bende onların şirketlerinde telefonlara bakacağım diye hayal ederdim. Allah bize şirket kurmayı nasip etti. Buca, Bornova gibi ilçelerde daireler yaptık” diye konuştu.

“AKADEMİSYENLİK ZOR İŞ”

Bir dönem İzmir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ders veren Uçar, “Akademisyenlik gerçekten zor bir iş. Hele devlet üniversitesinde görev yapanlar gerçekten idealistler. Çünkü aldıkları maaşlar belli. Bir avukatın bir ayda kazandığından çok daha az paralarla çalışıyorlar. İyi bir avukat para için akademisyenliği tercih etmez. Benim için de bu böyleydi ama benimkisi biraz zoraki oldu. Yani ben istemedim onlar beni istediler. Şimdi İzmir Üniversitesi’nde ders veriyorum. Bir ara Uşak Üniversitesi’nde de ders vermiştim ama o artık bitti” dedi.

“BANA KİMSE BİR ŞEY VERMEDİ, HEP KENDİM ALDIM”

1992 yılında ilk evliliğini yapan Uçar, 12 yıl evli kaldıktan sonra 2004 yılında ayrılmış. İkinci evliliğini de yine 2004 yılında yapan Uçar’ın, bir kızı bir de oğlu var. En çok desteği ailesinden gördüğünü de sözlerine ekleyen Uçar, “Ailem başından sonuna kadar bana engelli olduğumu hissettirmediler. Çünkü onlar zaten benim başarılı olacağımı düşünüyordu. Hiçbir zaman beni engelli gibi görmediler. Hatta birçok işte, ‘Yapsa yapsa unu Mehmet Ali yapar’ dediler. Gözlerim görmüyor diye ne beni dışladılar, ne de aşırı bir korumacılık yaptılar. Bence bir engelli için yapılması gereken şeyi yaptılar. Maalesef toplumumuz engellileri ya çok dışlıyor ya da aşırı korumacı davranıyor. Oysa birilerine muhtaç kalmak yanlış olur. Ailem böyle yaptı. ‘Hiçbir iş yapamaz’ demediler” diye konuştu.

Görmeyenlerin ya toplum tarafından dışlandığını ya da aileleri tarafından çok korunduğunu belirten Uçar, her iki durum da yanlış olduğunu belirtiyor. “Bana kimse bir şeyleri vermedi” diyen Uçar, “Hep ben kendin aldım. Hayatım boyunca ‘yapamadım’ dediğim bir şey yok, hatta ‘şimdi neyi yapsam’ diye düşünüyorum. Her şey gözden ibaret değil. Görmeyenler geri zekalı ya da her gören çok zeki diye bir şey yok. Görmek gözle değil, beyinle alakalı. Bu yüzden kimse kendisini eksik görmemeli. Engelli aileleri de onları ne dışlasınlar ne de çok korumaya alsınlar. Onları normalmiş gibi görsünler. Onlara fırsat versinler, onları desteklesin” diyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir